Eysenck’in kişilik teorisi, gerçek bir paradigma ve psikolojinin sunduğu en katı teori olarak kabul edilir. Teori, her bireyin niçin kendi kişiliğine sahip olduğunu en iyi şekilde açıklar.

Eysenck’in kişilik teorisi, her birimizin içinde üç büyük özellik olduğunu belirtir. Bu üç özellik psikotizm, dışadönüklük ve nevrotizmdir. Eysenck’e göre, her bireyin her bir özelliğinin farklı bir seviyesi vardır. İşte bu üç özelliğin seviyesi kişiliğimizi oluşturan şeydir.

Eysenck’in kişilik teorisi, psikologların biyopsikososyal düzeyde teşhis edebileceği üç özellik olduğunu belirtir.

Hans Eysenck’in yaklaşımı

II. Dünya Savaşının patlak vermesi üzerine Alman psikolog Eysenck, İngiltere’ye göç etmek zorunda kaldı. Londra’da, Mill Hill Acil Durum Hastanesinde çalıştı. Burada ordu mensupları için sunulan psikiyatrik tedaviden sorumluydu. Mesleki kariyeri ve kişilik konusundaki 700’den fazla yayınlanmış makalesi sayesinde Eysenck çağımızın en etkili psikologlarından biri olarak yerini sağlamlaştırdı.

Eysenck, klinik vakalarda psikoterapi ve psikanaliz kullanımı konusunda kuşkuluydu. Bununla birlikte, ruhsal bozukluklar için en iyi tedavi olarak davranışsal terapiyi savunmaktaydı.

Özellikleri: kişilik tarayıcı

Eysenck’in yaklaşımı kişilik teorisine dayanmaktadır. Bunu anlamak için insan davranışlarının bir dizi nitelik tarafından belirlendiğini bilmeliyiz. Bu özellikler ya da genetik özellikler, kişiliğin temelleridir. Bizi belli bir şekilde hareket etmeye zorlarlar.

Ayrıca Eysenck’in kişilik teorisi, bu özelliklerin bireylere göre değiştiğini var sayar. Teori, özelliklerin farklı durumlarda tutarlı olduğunu ve bireyde zaman içinde bir ölçüde istikrarlı olduğunu var sayar. Eysenck ayrıca, bu genetik özellikleri izole ederek kişiliğin daha derin yapısını görebileceğimize inanır.

Bu psikologa göre özelliklerimiz genetikten yani bireysel farklılıklarımızın ana kaynağından etkilenir. Tabii ki, Eysenck diğer çevresel etki veya durumları dışlamaz. Yani dış çevreyle temas ettiğimizde özelliklerimiz daha fazla vurgulanabilir.

Örnek olarak çocukluk dönemindeki aile etkileşimlerini kullanalım. Ebeveynler ve çocuklar arasındaki iletişim şekli şefkattir ve çocuğun gelişimi üzerinde etkili olacaktır. Eysenck’in yaklaşımı biyofizikseldir yani biyolojik, psikolojik ve sosyal faktörlerin bir karışımıdır. Tüm bu faktörler, davranış belirleyicileri olarak birleşmiştir.

Eysenck’e göre kişilik yapısı

Eysenck kişiliği dört farklı katmana ayırır. En altta, bir kişiyi gerçekten karakterize etmeyen sorulara özel cevaplar bulabilirsiniz. İkinci seviyede farklı durumlarda daha sık ortaya çıkan cevapları bulacaksınız.

Üçüncü seviyede, kişinin sık sık uyguladığı alışkanlıklar vardır. Son olarak, piramidin tepesinde süper faktörler ter alır. Bunları aşağıda ele alacağız.

“Kişilik kavramı, istikrar, tutarlılık ve tekrarlanan eylemler düşüncesiyle yakından ilişkilidir. Bir dizi davranışsal eylemin birbirine bağlı olarak değiştiğine atıfta bulunur.”

– Eysenck, 1987

Eysenck’in iki faktör teorisi

Hans Eysenck, iki faktör teorisini bu fikirlere dayandırmıştır. Bunu yapabilmek için insanların kişilik anketlerini nasıl yanıtladıklarını analiz etti. Eysenck,bir istatistiksel veri azaltma ve aglütinasyon tekniği olan faktöryel bir analiz gerçekleştirdi. Bu durumda, davranışları ortak özelliklere sahip bir dizi faktöre indirgemek için bu tekniği kullanmıştır: süper faktörler. Her bir faktör kümesi bir boyut altında toplanmıştır.

Eysenck, üç bağımsız kişilik boyutu tanımlamıştır: Psikozizm (P), Dışadönüklük (E) ve Neuroticism (N), bu da PEN modeli olarak adlandırılmaktadır. Ona göre, bu üç süper faktör kişiliği yeterince tanımlamaktadır.

Eysenck’in kişilik teorisinin üç boyutu

Nörotisizm (istikrar-duygusal dengesizlik)

İlk olarak, Eysenck nörotizmi en yüksek duygusal dengesizlik derecesi olarak anlar. Eysenck, bazı insanların endişe, histeri, depresyon veya takıntı gibi rahatsızlıklardan muzdarip olmaya neden daha eğilimli olduğunu açıklamak için bu boyutu kullanır. Nevrotik insanları, daha büyük bir sıklıkla abartılı bir şekilde tepki veren ve normal bir duygusal aktivasyon seviyesine dönmekte zorluk çeken kişiler olarak tanımlar.

Boyutun diğer ucunda, yüksek derecede kendini kontrol becerisine sahip duygusal olarak sabit, sakin ve makul insanlar vardır.

Dışadönüklük (dışadönüklük-içe dönüklük)

İkinci olarak, dışadönüklükte daha yüksek puanlara sahip insanlar, daha fazla sosyallik, dürtüsellik, girişkenlik, canlılık, iyimserlik ve içtenlik özelliklerine sahiptir. Öte yandan, daha içe dönük insanlar genellikle daha sakin, pasif, daha az sosyal ve daha kötümserdir.

Ancak bu kişilik teorisi, iki faktör arasındaki ana farklılığın fizyolojik olduğunu kabul eder. Bu kanı, kortikal uyarılma seviyesine dayanır.

Psikotisizm

Üçüncü olarak bir kişinin psikotikliğinin seviyesi, onların dürtüsellik, saldırganlık ve empati eksikliği konusundaki savunmasızlıklarını yansıtır. Bu insanlar genellikle duyarsız, antisosyal, şiddetli, saldırgan ve abartılıdırlar. Psikotizm alanında yüksek puan alırsanız, psikoz gibi çeşitli ruhsal bozukluklara yatkın olabilirsiniz.

Diğer iki boyuttan farklı olarak, psikotikliğin zıt veya ters bir ucu yoktur. Bunun yerine, psikotiklik herkeste farklı seviyelerde bulunur.

Sonuç olarak kişiliki psikolojideki en ilginç, en çok incelenmiş ve temel konulardan biridir. Kişilik, bir insanın neden olduğu gibi olduğunu açıklama amacıyla derinlemesine incelenir. Kişilik psikolojisindeki en önemli teorilerden biri, Eysenck’in artıl bir köşe taşı haline gelmiş teorisidir. Eysenck bu teoriyi ilk kez ortaya koyduğunda kişilik ve insan davranışının bilimsel olarak incelenmesi için de temeli oluşturmuş oldu.

Kişilik testine aşağıdaki butona tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Eysenck Kişilik Testi

Tags:
0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

İletişim

En kısa sürede cevap vereceğiz.

Gönderiliyor

©2019 BDSM Kültürü

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account