Fetişizm ile ilgili aşağıdaki okuyacağınız makale Antony Storr'un 1992 yılında Türkçe'ye çevrilerek ilk baskısı yapılan "Cinsel Sapmalar" kitabından alınmıştır. Dili ve kullandığı terimler aynen aktarılmış, metinde ilgisiz bölümler çıkartılarak kısaltılmıştır.

Fetiş sözcüğü ilkellerin büyülü güçleri bulunduğuna inandıkları ve tapındıkları nesnelere verilen addan kaynaklanmaktadır. Sözcüğün bu anlamı sonradan genişleyerek "akıldışı biçimde saygı duyulan herhangi bir nesne" anlamını kazanmıştır.

Aşık olan bir kimsenin, sevgilisine karşı akıldışı bir saygı ve sevgi duyduğu söylenebilir; ama bu bağlam içinde, ona fetişist demek doğru olmaz. Büyüsel bir etkiyi içeren fetişizm terimi, bir kişiyi değil, kişinin bir parçasını, kişiyle ilgili bir nesneyi ya da simgesel olarak kişinin yerine konan bir nesneyi anlatır. Fetişist, eldiven, ayakkabı gibi cansız nesnelere karşı akıldışı ve zorlayıcı bir cinsel çekime kapıldığını duyumsar ya da sevgilisinin saçı ve göğsü gibi, cinsel organlarının dışında bir organı onun için büyüleyici bir etki yapar. Kimi olaylarda, vücudun herhangi bir nedenle hasar görmüş, biçimsizleşmiş bir yerinin de fetişist etki yarattığına tanık olunmuştur.

Fetişizm, hemen hemen tümüyle erkeklerde görülen bir cinsel sapmadır. Bunun nedenleri aşağıda tartışılacaktır. Kişinin yerini fetişin aldığı her olayda, fetişizmden söz edilebilir. Fetişistlerin çoğu karşı cinseldir, ancak eşcinsel fetişizm de vardır. Birçok eşcinsel için, penis başlı başına bir fetiştir. Düşük derecelerle fetişizm, hemen her insanda görülebilir; bu konuda "normal" nerede biter, "sapma" nerede başlar, bundan pek emin olamayız. Kadının, erkeğin erotik dikkatinin yoğunlaştığı herhangi bir organı ya da eşyası, bir bakıma fetiş olarak adlandırılabilir. Meme ya da saç gibi kısımlar fetiş olduğu zaman, buna parça fetişizmi adı verilir. Ama, zaten argoda ya da çeşitli kesimlerin jargonunda, bu konuyla ilgili olarak yeterince sözcük bulunduğu için bu terim biraz da zorlama ve gereksizdir. Bir iç çamaşırı, bir mücevher, özel bir madde ya da vücudun herhangi bir bölümü fetiş olabilir. Fetiş ne olursa olsun, söz konusu olan, bütünün yerine parçanın geçmesidir; fetiş, kişinin normal olarak bedenin bütününe yönelmesi gereken cinsel dikkatinin, vücudun bir parçasına ya da sevgilinin bir eşyasına yönelmesidir. Oysa sıradan ve normal bir adam için aynı duyguyu kadın cinsel organı uyandırabilir.

Her yerde görülen kimi fetişizm türleri, özellikle kadın modasını incelediğimizde karşımıza çıkar. Moda, sürekli olarak, erkeklerin cinsel dikkatini kadının değişik yerlerine yöneltmeyi amaçlar; bu kimi zaman memelerdir, kimi zaman beldir; kimi zaman da erotik ilgi alanları, bacaklar olur. Kadın vücudunun, erkeğin gözüne özel olarak çarptırılan parçası, vücudun tümünün simgesi haline gelmektedir.

Son yirmi yıldan beri kadın göğüsleri, Amerikan erkeği için bir fetiş durumundaydı. 20'li, 30'lu yıllar boyunca kadın bacağı uzun eteklerin altından çıkmış ve kadının en önemli ayartma aracı olmuştur. Oysa, bütün 19. yüzyıl boyunca kadının moda yoluyla vurgulanarak göze çarpar hale getirilen yerleri, beli ve kalçalarıydı. Erotik eğilimler evrenseldir, yalnızca fetişistlere özgü değildir.

Normal diye nitelenen kimselerde, sapma içinde olanlardaki fetişler gibi, giysiler ve vücudun kimi organları dikkati çekmeye ve cinsel ilgiye yardımcı olur; bu cinsel ilgi, çok kısa zamanda karşılıklı olarak, cinsel organları odak alıp bütün vücudu kapsayacak biçimde genişler. Bu genişleme fetişistte sınırlıdır; böylece onun cinsel ilgisi çok kısa süreli olur ve yalnızca fetiş üzerine odaklanır. Normal insanlarda cinsel organa ya da vücudun tümüne yönelen cinsel ilgi, fetişistte fetiş saydığı bölgelere ya da nesnelere yönelir. Bu cinsel ilgi yaygınlaşacağı yerde, kendisine çekici gelen fetişte takılır kalır.

Genellikle fetişin kökeni çocukluk yıllarına dayanır. Bu gerçek, fetişizmin bir tür koşullu refleks olduğunu sanan Freud öncesi araştırmacı yazarlarca ortaya konmuştur. Herhangi bir rastlantıyla annesinin ipek giysisinin tenine değmesiyle, kız kardeşinin iç çamaşırını görerek, yatağının altındaki kauçuk yatağın vücudunun bir yanına değmesiyle ya da yalnızca kokusuyla cinsel bakımdan uyandıysa, daha sonra, yetişkin bir kimse olduğunda, bu nesneler onun cinsel heyecanı için olmazsa olmaz nesneler haline gelir.

İnsanların nasıl kolayca koşullandıkları konusuna gelince; insanlar bu konuda çeşitli tiplere ayrılırlar. Dışadönük tipler kolayca koşullanamaz; içedönük tipler ise, daha çabuk ve daha kolay koşullu tepkiler geliştirirler. Fetişistler ve öteki sapmalar içindeki kimseler, zengin fantezi dünyaları olan içe dönük tiplerdir; ama bunlar hem çevrelerindeki insanlara, hem de dış dünyaya çok zor uyum sağlayabilirler. Kolay koşullanabilir oluşları, onların sapmalarında olasılıkla büyük rol oynar; bu koşullanma, Freud'un "cinsel yaşamın ilk izlenimlerinin süreklilik kazanması ya da kişinin bunlara karşı büyük bir duyarlılık geliştirmesiyle ortaya çıkan takılma'nın, daha sonra o kimselerin nörotik ya da dönük insanlar olmasına yol açtığını" anladığı sırada kaleme aldığı Cinsellik Üzerine Üç Deneme'yi yazarken değindiği, "kökeni bilinmeyen ruhsal etmen" olabilir.

Dahası, fetişizmin yalnızca erkeklerde görülmesi, onların koşullanma süreçleriyle de ilgilidir. Kinsey'in de gösterdiği gibi, erkek kadından çok daha geniş bir uyaranlar yelpazesine cinsel bakımdan yanıt verebilir ve öyle görünüyor ki, bu uyaranlar tarafından koşullanabilir olma özelliği, kadından çok erkekte vardır. Kadınlar genel olarak, fiziksel sevecenlik ve romantizm içermeyen cinsel uyaranlara kayıtsız kalırlar. Onlar, duygusal romanlar okumayı ve aşk konulu filmleri seyretmeyi severler; çoğu kez dokunma yoluyla, cinsel bakımdan kolayca uyarılabilirler. Ama, pornografik yayınlardan, erotik resimlerden, çıplaklıktan ya da fiziksel görünüşten, erkekler gibi cinsel bir heyecan duymazlar; bu yargı, görsel nitelikli cinsel uyaranlar ve erotik düşlemler konusunda da doğrudur. Kadınlar için striptiz gösterileri hemen hemen hiç yoktur; böyle gösterilerden cinsel heyecan duyacak kadın sayısı yok denecek kadar azdır.

Ancak bu, erkek ve içe dönük olanların kolayca fetişist olabileceği anlamına gelmez. Fetişizmin ortaya çıkışını açıklamak için yeterli değildir. Birçok erkek, çocukluklarında kendilerine hangi uyaranların cinsel zevk verdiğini anımsayabilir; bu nedenle erkeklerin cinsel uyarılmalarının bir tek uyarana bağlı olmaması doğaldır; oysa fetişistlerin cinsel uyaranı, yalnızca fetişleridir. Bu nedenle, fetişizmin ortaya çıkışını açıklayabilmek için, öteki etmenleri de gözden geçirmek gerekmektedir.

  • Fetişizmin ruhçözümsel açıklaması, hadımlık karmaşası'nda yatmaktadır; bu, izleri hepimizde görülen temel ve ilkel bir karmaşadır, ancak fetişistlerde çok belirgin bir biçimde görülmektedir. Hadımlık karmaşası, ruhçözümünde en önemli temel taşlarından biridir. Bu karmaşanın açıklanmasında, Oedipus karmaşası'nı geniş biçimde ele almak gerekir. Freud, Oedipus karmaşasını insanoğlunu tehdit eden belirsizliklerin ve korkuların, sınırlan belli bir karmaşaya dönüşmesi biçiminde tanımlamıştır. Freud, masturbasyon yaparken penisinin ne denli önemli bir organ olduğunu keşfeden bir çocuğu betimler. Ama çocuk, ana-babasının masturbasyon yapmayı onaylamadıkları için bu organını yitireceği korkusunu da çekmektedir. Çocuk, kızların penisi olmadığını keşfettiği zaman, kendi penisini yitirme varsayımının doğru olduğu kanısına kapılır. Çünkü o, kızların penisi olmayışını, cinsler arasındaki doğal farklılık olarak değil, masturbasyon yaptıkları için birinin onların penisini kesmiş olduğu biçiminde yorumlar. Onun, bu en değerli organından yoksun kalma dehşeti, organının değerini kendi gözünde bir kat daha arttırır.

Freud, fetişistlerin penislerini yitirme dehşetinden dolayı, kadınların penislerinin doğuştan bulunmadığını bildikleri halde, kendi kendilerini, kadınların da penisi varmış gibi düşünmeye zorladıkları sonucuna varmıştır; böylece fetiş, o yitirilmiş olan penisin yerini tutarak fetişistin içini rahatlatmaktadır. Freud bu kuramını, fetişistin kadının cinsel organına onulmaz bir nefret gösterdiğini, fetişi kadın cinsel organının yerine geçirerek bu organın dehşet verici görünümünü kafasından uzaklaştırdığını söyleyerek desteklemektedir. "Uzun zamandır bilindiği gibi, fetişist kadife ve kürkü, cinsel organ kıllarının bir simgesi saymakta ve özlemini duyduğu organın bu kılların arasında olduğunu düşünmektedir." "Sık sık fetiş olarak kabul edilen nesnenin fetişistin kafasında kadının soyunma sahnesini yeniden yarattığı, kadının hala fallik bir nesne olarak görüldüğü o son anı canlandırdığı vurgulanmaktadır." Bununla birlikte Freud, şunları da söylemiştir: "Ancak, her fetişin anlaşılabileceğini ileri sürmenin de her zaman olanaklı olduğunu ileri süremem."

Günümüzde pek çok ruhçözümcü, hadım edilme karmaşasını, Freud'un ilk kez düşündüğü terimlerle ifade etmemektedir. Üstelik, bir kadını ilk kez çıplak gördüğü zaman dehşete düşmüş, ana-babaları tarafından "çükleri kesilmekle" tehdit edilmiş çocuklara günümüzde bile rastlanmaktadır. Tanınmış ruhçözümcü W.H. Gillespie'nin de belirttiği gibi:

Küçük Hans'a uygulanan ruhçözümünden sonra Freud sürekli olarak masturbasyon nedeniyle çocuğa dıştan yöneltilen hadım etme tehdidi ve çocuğun kadın cinsel organını görünce hadım etme cezasının kendisine gerçekten uygulanabileceğini düşünmesinin çok dokuncalı sonuçlar verdiğini vurgulamıştır. Şimdi pek az kimse bu türden belirgin deneyimlerin etkilerinin önemsiz olduğunu yadsıyabilir ve korkunun bilinçli olduğunu ileri sürebilir; ama, böylesine önemli ve etkileri çok sonraki yıllara değin uzanan bu kaygı konusunda Freud'un kuramının getirdiği açıklama, hadım edilme karmaşasını tümüyle rastlantısal ve dış etmenlere bağlamaktadır; bu karmaşada ruhsal etmenlerin rolü pek azdır.

Freud'un, fetişi kişiyi korkularından kurtaran ve içini rahatlatan bir nesne olarak yorumunun doğru olduğuna kuşku yoktur; hadım edilme korkusu, kişinin cinsel eylemiyle ilgili bütün korkularını içeren bir biçimde, bilinçli bir süreç olarak ele alınsaydı, fetişi, hadım edilmeye karşı iç rahatlatıcı bir nesne olarak yorumlamak daha doğru olabilirdi. Ancak, her fetişin dişi cinsel organında ''eksik" olan penisin yerine konulduğu düşüncesi de; kimi olaylar için doğru olabilmesine karşın, yine de kuşkuyla karşılanmalıdır.

Konuya biraz daha geniş açıdan bakıldığında, daha anlaşılabilir bir açıklamaya varılabilir. Fetişist, cinsel sapma içindeki bütün insanlar gibi, cinsel yetersizlik ve suçluluktan dolayı acı çeker. Bu durum onu, herhangi bir cinsel eylem sırasında, bilinçli ya da bilinçsiz olarak, "cinsel iktidarsızlık" korkusuna sürükler ve yoğun bir kaygı yaşamasına yol açar. (Bu kaygının, hadım edilme karmaşasına bağlı olduğu konusu, bu bağlamda tartışılmıyor.) Böylece o kişi, cinsel eylem sırasında, kendisini etkinleştirecek ve cinsel tahrikini sağlayacak durumlar yaratır; kendisinin geçmişte de tahrik olmasını sağladığına her şeyden çok emin olduğu nesneyi bulur. Çocukluğundan beri tahrik olmasını sağlamış olan fetiş, normal insanlarda olduğu gibi cinsel eşin bütün bedeninin önem kazanmasıyla önemini yitirmiş değildir; çünkü, fetişistin, cinsel organının dikleşmesini sağlamak için fetiş olarak kabul ettiği nesneye büyük gereksemesi vardır. Doğal olarak, kadının aynı şeyi yapabileceğinden emin değildir, çünkü kadın, bir bakıma onun için hala korkutucu bir varlıktır; bu nedenle, fetişist için cinsel arzuyu olduğu kadar, cinsel organın dikleşmesini de engellemektedir. (Bu kimse yeni bir cinsel eşle yeni bir cinsel denemeye giriştiği zaman, bu cinsel iktidarsızlık korkusunun izleri yeniden ortaya çıkar.) Böylece fetiş, bir güvenlik öğesi, korkuya karşı bir savunma öğesi olarak düşünülür ve cinsel iktidarı sağlayan büyülü bir araç durumuna gelir.

Kadınların fetişe gereksemeleri yoktur; çünkü onlar, cinsel organlarının dikleşmesi ve bu dikliğin sürdürülmesi zorunluğunda değillerdir.

Kadınların cinsel zevklerini ve yetilerini zayıflatacak korkuların da, erkeklerin kendilerine özgü korkularıyla aynı önemde olduğu söylenebilir; ama bu korkular, erkeklerinkine benzer özgül bir güçlük çıkarmaz. Bu gerçek, büyük olasılıkla, erkeğin görsel ve öteki türden cinsel uyaranlara karşı gösterdiği duyarlıkla ilgilidir; kadının bu türden bir duyarlığı yoktur. Erkeğin bu duyarlığı, onu fetişin daha önem kazandığı bir ruhsal konuma itmektedir.

Freud, fetişin, kadınlara özgü bir penis olduğunu düşünür. Öteki ruhbilimcilerse ayrı görüştedir. Örneğin Hadfield şöyle söylemektedir: Çözümlediğim bütün fetişizm olaylarında, fetişin memeyle ilgili olduğunu gördüm; çünkü meme, çocuğun ilk sevdiği nesnedir; çocuk, annesini bile, memeden çok daha sonra algılar. Bütün açıklamalardaki ortak nokta, fetişin bir güvenlik duygusu verdiğidir. Fetiş, karşı cinsten korkan ve eril gücünden emin olmayan erkekler için, bu korkularını yenmelerini ve özgüven kazanmalarını sağlayan bir araçtır. Hadfield'in görüşünü destekleyen bir örnek de, mücevherlere, özellikle bileziklere özel bir ilgi duyan ve bundan yakınarak gelen bir erkek hasta ile ilgilidir. Adamın ahlaksız, çapkın ve oğlunu ihmal eden bir annesi varmış eskiden. Çocuk, geceleri uyumadan önce kendisini çok mutsuz duyumsarmış. Ama günlerden bir gün, yatağa annesinin bileziğiyle girince, daha mutlu olduğunu anlamış. Bilezik, onun duygularını yatıştırıyor, ona dinginlik sağlıyormuş. Ve bir gün, yıllardan beri hala sakladığı bir bileziği, annesinin masasından çalmış. Yetişkin olduğu zamanda, bu adam, cinsel eşinin bilezik takmasından büyük bir zevk aldığını söyledi.

Bu örnek, fetişin çocukluk yıllarındaki kökenini açıklamakta ve Hadfield'in söylediği gibi, çocukluk yıllarında bileziğin annenin yerine geçirildiğini göstermektedir. Bileziğin, çocuğu dinginleştirici bir nesne olduğu kadar, ona cinsel heyecan veren bir nesne olduğunu anladığını söyleyebiliriz. Çünkü, kendilerine sevgi gösterilmeyen çocuklar, gösterilenlerden çok daha fazla mastürbasyon yaparlar. Bu olayda da, bilezik hem rahatlatıcı öğe olmuş, hem de cinsel organın dikleşmesini sağlayan dişil cinsel organın yerine geçmiştir. Çocukken annesinden sevgi görmemiş ve ihmal edilmiş olan çocuk, yetişkinliğinde aşk yaşamında büyük güçlüklerle karşılaşır. Böyle bir çocuk büyüdüğü zaman kadınlardan korkar olacak ve bu nedenle onlardan ilgi ve sevgi görmeyecek; kadınların gereksemelerini karşılamaktan da korkacaktır. Böyle bir adamın, çocukluğunda kendisini rahatlatmış, özgüven sağlamış olan herhangi bir nesneye düşkünlük göstermesinde şaşılacak bir şey yoktur; bu nesneyle ilgili olan örneğimizde bileziği takan kadın, adam için yaklaşabileceği ve güvenebileceği kadın durumuna gelmektedir.

Fetiş, aynı zamanda, erkeğin erillik gücünü ve cinsel eyleme girişiminin ilk adımını da simgelemektedir. Çünkü böyle bir kimse için cinsel arzu, suçluluk duygusuyla öylesine karmaşmıştır ki, zorunlu olarak bastırılmıştır. Fetişist, Freud'un da gözlemlediği gibi, cinsel ilgisini, karşı cinsin bedeninden ve cinsel organından başka bir nesneye yöneltmiş kimsedir.

Fetiş, cinsel ilgi odağı olarak, cinsler arasındaki farklılığı yerli yerine oturtmaktadır. Bu, insan imgeleminin bir zaferidir. Lorenz'in, hayvanların da kimi nesnelere cinsel uyaranlar olarak koşullanabileceğini göstermiş olmasına karşın, hayvanların fetişist olabileceği düşünülemez bile.

Kimi örneklerde fetişin cinsel organ olarak görülmesi olasıdır. Çünkü, normal insanlarda cinsel organ nasıl cinsel ilgi ve heyecan uyandırıyorsa, fetiş de fetişistte aynı ilgi ve heyecanlan uyandırmaktadır. Birçok erkeğin, kadının cinsel organına girmekten korktuğu, cinsel organ görünce telaşa kapıldığı doğrudur. Ama bu korkunun nedeni her zaman Freud'un betimlediği biçimde, kadın organının hadım edilmiş gibi görünmesi değildir. Kadın cinsel organı, zaten hadım edilmiş organ sayılmaktadır. Yani erkek, kadının cinsel organına girdiği zaman, kadınları kendisine zarar verecek yaratıklar olarak gördüğü için korku duymaktadır. Kadınla gönül rahatlığı içinde cinsel ilişkide bulunan adam kadına güveniyor demektir; çünkü, kendisinin en yumuşak ve en savunmasız organını kadının içine sokarak, ona teslim etmektedir. Erkek henüz gelişme aşamasındayken cinsel ilişkiye girdiği kadın, bilinçsiz olarak kendisine bir anne sevecenliği gösterir; böyle bir davranışın sonuçlan tehlikeli olabilir. Bu tehlike hem aile içi cinsel ilişki yasağı nedeniyle, hem de kadının erkekten daha güçlü olduğu izlenimini veren, dolayısıyla da erkeği ayartan bir konumda bulunmasından doğar. Kadının kendisine zarar vereceği korkusu, bu nedenle, kadın cinsel organında korkuya dönüşür. Kimi fetişistler cinsel heyecanlan için cinsel organın yerini alabilecek cinsel odaklar ararlar; böylece de kadın cinsel organına karşı duydukları gerilimden ve korkudan kurtulmaya çalışırlar.

Fetişler, kadın cinsel organının simgeleridir; bunlar genel ya da özel olarak kadın cinsel organıyla, dolayısıyla da bir bütün olarak kadınlıkla ilgilidir. Bunlar genellikle, ikinci dereceden cinsel önemi olan bilezik, dar etek ve yüksek topuklu ayakkabı gibi giyeceklerdir. Fetiş, kadının, kendisinin cinsel ilişki için nasıl elde edilebilir olduğunu gösteren bir işaret, bir teslim bayrağı gibidir. Kadından kendisi için özel önemi olan belirli bir şeyi giymesini ya da bir takıyı takmasını isteyen adam, onun bir metres olmak istediğini, bir anne olmadığını göstermesini istiyor demektir. Birçok erkek, sevgilisinden kendisinin cinsel çekiciliğini vurgulayan ve açıkça ortaya koyan şeyler giymesini ister; ondan bekle1iiği, çoğu kez orospulara özgü bir görünümdür. Bu eril isteğin nedeni, erkeğin kendisi için aradığı özgüven, cinsel ilişki için verilmiş olan izin ve cinsel "girilebilirlik"in bir kanıtıdır. Bir kez daha, normal ve anormal arasında kesin bir sınır olmadığını söyleyelim; çünkü, Donne'un da vurguladığı gibi: Sevgilisinin yalnız kalmasına kim razı olur? Kim istemez onun rahatsızlık verici topallığını gidermeyi? Kim istemez dişlerinin pırıl pırıl parlamasını sevgilisinin? Kim istemez soluğunun mis gibi kokmasını? Erkeğin, sevgilisinden daha güzel olması için kadınlara özgü birtakım araç gereçleri kullanmasını istemesi doğal değilse, o zaman hiçbir erkek fetişist damgasını yemekten kurtulamaz.

Daha önce de belirtildiği gibi, birçok fetişin sado-mazoşistik bir önemi vardır. Kadın modası tarihi hem dişil cinsel özellikleri ön plana çıkaran, hem de acı vermese bile rahatsız edici birtakım araç-gereçlerle doludur. En yaygın fetişlerden biri olan yüksek topuklu ayakkabı bunların yalnızca bir örneğidir. Bu tür ayakkabılarla zor yürünür, rahatsızdır, uzun adım atmayı engeller, uzun mesafeleri yürümek için elverişli değildir, sık sık da onarım gerektirir. Buna karşın yüksek topuklu ayakkabılar, erkeklerin cinsel dikkatini çekmeye Çalışan kadınların öylesine önemli silahlandır ki, uçakların, büyük işyerlerinin döşemeleri bu yüksek topuklardan zarar görmemesi için özel olarak döşenmektedir. Kadın modasında pek çok ürün, kadınları olduklarından daha incinebilir, daha umarsız ve yardıma gereksinen kimseler olarak göstermek üzere tasarlanmaktadır. Bu da erkekleri çekmektedir; çünkü onlar bu yolla kadınlara nasıl üstün olduklarını duyumsamaktadırlar. Bu öyle üstün bir konumdur ki, koruyucu, başat ve fiziksel bakımdan daha etkin olduklarını erkeklere her an duyumsatmaktadır. Daha önce de belirtildiği gibi, sadistik arzular, her insanda örtük olarak vardır; her kadında da, kendisine egemen olacak aşığının korumasını özleyen mazoşist arzular bulunmaktadır.

Fetiş kişinin cinsel ilgisinin büyük bir bölümünü kapsıyorsa, o kişi ilgisini daha da ileri götürür. Kimi fetişlerin elde edilmesi çok zordur. Bir kişi, elde edilmesi güç bir nesneyi fetiş kabul etmek bahtsızlığına uğramışsa, örneğin kırmızı saçın dip kısmı kendisi için fetişse, bunu elde etmek onun için çok zor olduğundan, yalnızca düşlem kurmakla yetinmek zorunda kalacaktır. Gerçekten de, bütün sapmaların gerçek yaşamda doyum bulduğu söylenemez. Bu nedenle de, sapma içinde olanların, normal bir insan gibi doyum sağlaması söz konusu değildir. Fetişist için, ilgisi ve arzusu, doyum bulmadığı alandan bulabildiği alana kayar. Bir duygudan bir düşleme geçer; çünkü cinsellik büyük ölçüde düşleme dayanmasa da, cinsel duyarlığın sürmesinde düşlemin ve fantezinin büyük rolü vardır; fetişistlerin kendi fantezilerini doyuracak fetişleri kolayca elde edememeleri dolayısıyla, bekledikleri doyum engellenmiş olmaktadır.

Fetişizmin, fetişin doğrudan doğruya gerçek cinsel eşin yerine geçtiği ve fetişizmin doyumu masturbasyon yoluyla sağladığı gerçek sapmadan, fetişin yalnızca erkeğin kendisine güven duymasını ve cinsel duyarlığının sürekli olmasını sağlamak için kullanıldığı türe değin, pek çok türü vardır. Birçok erkek cinsel ilişki sırasında fantezilerine yardımcı olacak kimi fetişlere başvurur ki, bu, fetişizmin çok yumuşak biçimidir. Bu tür fetişler, özellikle erkek çok yorgun olduğunda ya da cinsel ilişki kimi nedenlerle kendisine yeterince doyum sağlamadığı zaman kullanılır. Fetişistik eğilimlerinin kökeninde anormal derecede cinsel suçluluk duygusu yatan fetişistler, cinsel eşlerini özel olarak seçmek zorundadırlar. Böyle yaparlarsa, cinsel eşlerinden istedikleri sürekli aynı kokuyu sürmek ya da sürekli aynı giysiyi giymek gibi isteklerinin anormal olarak kabul edilmesine engel olurlar. Genel olarak kadınlar, erkekler gibi fetişlere büyük bir düşkünlük göstermedikleri için, erkeklerin fetiş konusundaki ısrarlarına pek de duygudaş bir gözle bakmazlar; bunun nedeni erkeğin fetişe kadından çok daha fazla düşkünlük göstermesidir. Ancak fındıkçılık konusunda deneyimli bir kadın ya da erkeğin ruhsal karmaşalarını anlayabilen bir eş, fetişin, ilişkilerinin başlangıcı için gerektiğini, erkeğin kendisini sevmesi için cinsel heyecan duymasını sağlayan bir araç olduğunu ve erkeğin kendisinin çekiciliğine ve güzelliğine bir kusur bulmasının söz konusu olmadığını bilir.

Fetişizmin zorlayıcı bir niteliği vardır. Gerçektende, fetişe eşlik eden fanteziler, saplantılı düşünceler sayılır. Bunlar da saplantılı düşünceler gibi, bilinçli değildirler ve yine onlar gibi, çoğu kez, kişinin bilinçli düşüncelerine yabancı niteliktedirler. Saplantılı düşünceleri olan insanlar, çoğu kez bunlardan kurtulmaya çalışırlar. Birçok fetişist, saplantılı düşünceleri olan insanların gösterdikleri özellikleri gösterir: katılık, titizlik ve mızmızlık, kirden ve pislikten aşırı korku ve bir nesneyi biriktirmeye olan aşırı eğilim. Bu biriktirilen şeyin, fetiş olduğu hiç kuşkusuzdur; aşırı miktarda ayakkabı, örülmüş uzun saç vb. gibi fetiş sayılan nesneleri toplayıp özenle biriktiren kimseler konusunda birçok rapor vardır. Bu tür biriktiricilikle, normal biriktiricilik (koleksiyonculuk) arasında ilginç bir bağlantı vardır. Yapılacak çözümlemeler, pul, kibrit kutusu, şarap şişesi etiketi ve biriktirilen öteki nesnelerin, bilinçaltı düzeyinde henüz cinsel önemi olan birer fetiş durumuna gelmediğini gösterecektir.

Ara sıra, fetiş olan nesne insanda çalma isteğini de kamçılar. İplerden kadın iç çamaşırı çalanlar gibi bize garip gelen hırsızların çoğu, kendi sapmalarının doyumu peşinde olan fetişistlerdir. Bununla birlikte, genel olarak fetişistler, içe dönük bir yaşamları olan korkak insanlardır ve kimseye zararları dokunmaz. Herkes içinde pek az düzeyde de olsa fetişizm tohumları taşıdığından, bu çok yaygın cinsel sapmanın giderek daha geniş bir biçimde anlayışla karşılanacağı umulur.

Tags:
0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

İçerikler izinsiz alınamaz, kopyalanamaz. ©2020 BDSM Kültürü  |  Instagram  |  Twitter

İletişim

En kısa sürede cevap vereceğiz.

Gönderiliyor

New Report

Close

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account